Obsesif Kompulsif Bozukluk

Bu bölümde Obsesif Kompulsif Bozukluk ’un doğası, seyri, tanı koyma süreci ve tedavisi ile ilgili bilgiler paylaşılacaktır. Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavi basamağı; ilaç tedavisi ve psikoterapi başlıkları altında ayrıntılandırılacaktır. “Ne yapmalıyım?” bölümünün, OKB ile mücadele eden hasta yakınları olarak merak ettiğiniz sorulara cevap olmasını diliyoruz. Obsesif Kompulsif bozukluğun nedeni tam olarak kesinlik kazanmamasına karşın, genetik nedenler, çevresel etkenler, beyin işlevlerindeki bozulma, çocukluk çağı travmaları, kişilik özellikleri üzerinde durulmaktadır.

Takıntı dediğimiz zihinde istemsizce beliren ve kişide kaygı uyandıran düşünceleri/görüntüleri kontrol etmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değildir. İstenmeyen düşünceleri kontrol etmeye çalışmak durumu daha da zorlaştırır. Takıntıları kontrol etmeye çalışırsanız onlar artarak geri gelirler. Aynı bir basketbol topuna ne kadar sert vurursak topun o kadar yükseğe fırlaması gibi…

Bilinmesi gereken, takıntılı düşüncelerin zararsız olduğu ve kontrol edilmelerine gerek olmadığıdır. Bırakın düşünceler gelsinler… Yakınınızı kompulsif davranışlar sergilememesi için maruz bırakma ve tepki önleme çalışmalarını sürdürmesi konusunda destekleyebilirsiniz. Kaygısı yükseldiğinde nefes egzersizi yapmasını hatırlatabilirsiniz. (Nefes egzersizinin olduğu sayfayı belirtebiliriz)

Obsesif Kompulsif Bozukluk’ta erken tanı ve uygun tedavi, bozukluğun seyrini olumlu yönde etkilemektedir. Kişisel farklılıklar da tedavi sürecini etkileyen etmenlerdendir. Yakınınızın ilaç tedavisi ve psikoterapi desteğini düzenli olarak sürdürmesi, tedaviye uyumu, yaşamındaki stres faktörleri, iyileşme motivasyonu, bilişsel becerileri, aldığı sosyal destek gibi etmenler tedavinin gidişatını etkilemektedir.

Tedavide amaç kişinin obsesyonlar ve/ veya kompulsiyonlar sebebiyle yaşadığı kaygıyı ve harcadığı vakti azaltmak; bozulmuş olan işlevselliğini ve yaşamdan aldığı doyumu artırmaktır.

Tedavi tamamlandıktan sonra beklenen; kişinin zihnine takıntılı düşüncelerin ya da tekrarlayıcı davranış sergileme isteğinin bir daha hiç gelmemesi değildir. Özellikle stresli yaşam olayları sonrasında belirtilerde artış görülebilir. Önemli olan; kişinin obsesyonları ve / veya kompulsiyonları ile ilgili öğrendikleri ışığında hatalı değerlendirmelerini fark ediyor ve uygun baş etme mekanizmalarını kullanabiliyor olmasıdır.