Kaygı Bozukluğu

Kaygı Bozukluğu bölümünde kaygının ne olduğu, hangi durumlarda bir bozukluk olarak değerlendirilmesi gerektiği ve dört ana tip kaygı bozukluğu anlatılacaktır. Hasta yakınları olarak ihtiyaç duyduğunuz bilgilere ve merak ettiğiniz soruların cevaplarına ulaşabileceğinizi umuyoruz.

Kaygı bozukluklarının hepsinde olduğu gibi yaygın kaygı bozukluğunda da erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın seyrini olumlu yönde etkilemektedir. Bununla birlikte, tedavi sürecinde kişisel farklılıklar oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Yakınınızın tedaviye uyumu, iyileşme motivasyonu, bilişsel becerileri, aldığı sosyal destek gibi etmenler tedavinin gidişatını etkilemektedir.

Tedavide amaç yakınınızın bir daha hiç kaygı duymamasını sağlamak değildir. Bu gerçekçi bir hedef olmayacaktır. Hedef, tedavi tamamlandığında yakınınızın yaşadığı şiddetli kaygı belirtilerinin ortadan kalkması, kaygı uyandırıcı ve stresli durumlar karşısında etkili baş etme becerilerini kullanabilmeyi öğrenmiş olmasıdır.

Toplumda psikiyatrik ilaçlar ile ilgili önyargılar maalesef oldukça yaygındır. Psikiyatrik ilaçların işe yaramadığını ve/veya çok fazla yan etkisi olduğunu düşünenler azımsanmayacak kadar fazladır.

Psikiyatrik ilaçların etkisini göstermesi bir ağrı kesicinin etkisini göstermesi ile aynı değildir. Dolayısıyla tam bir etki görebilmek için düzenli ve uzun süreli kullanım gereklidir. Kişinin ilaçları kullanmaya başladığında yaşadığı yan etkiler zamanla azalmaktadır.

Psikiyatri hekimi ilaç düzenlemeden önce kişinin öyküsünü dinler ve kişi hakkında bilgi sahibi olur. Bazı durumlarda, takip eden psikolog kişinin ilaç tedavisi ile desteklenmesi gerektiğini düşünebilir ve kişiyi bir psikiyatri uzmanına başvurması konusunda yönlendirebilir.

İlaçların etkileri kişiden kişiye değişebileceği için psikiyatri hekimi ile düzenli aralıklarla kontrol görüşmeleri yapmak önemlidir. Hekim, hastanın geri bildirimleri ışığında uygun gördüğü durumda ilaç değişikliğine gidecektir.

Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapi desteği ile psikiyatrik bozuklukların belirtilerini azaltmak, kişinin yaşam doyumunu artırmak mümkündür. Yakınınıza bir ruh sağlığı uzmanı tarafından ilaç tedavisi önerildiyse; vakit kaybetmeden yakınınızın tedaviye başlamasını sağlamalısınız.

Günümüzde kullanılan psikiyatrik ilaçlar sanıldığı kadar yoğun yan etkilere sahip değildirler. İlaç tedavisi sonlandırılırken hastalarda çekilme belirtileri görülebilmektedir.

Fakat psikiyatri hekimi tarafından düzenlenen ilaçlar ile düzenli takip edilen hastaların ilaç bırakma süreçleri zorlayıcı olmamaktadır. Yakınınızın kullandığı ilaçları kendi kendine bırakmaya çalıştığında çekilme belirtilerini daha yoğun yaşama olasılığı yüksektir. Bu bölümde edindiğiniz bilgileri yakınınızla paylaşabilir, doğru bilgiler edinmesi için bir psikiyatri uzmanından görüş almayı önerebilirsiniz.