Bipolar Bozukluk

Bipolar Bozukluk, “manik depresif bozukluk” veya “İki uçlu mizaç bozukluğu” olarak da bilinen, bir ucu mani dönemine diğer ucu depresyon dönemine uzanan, aşırı inişli çıkışlı duygudurum halidir.

Bu duygu iniş çıkışlarını gündelik yaşamdaki duygu geçişleri ile karıştırmamak gerekir. Günlük duygu değişimlerinden farkı ise kişinin işlevselliğinin bozulmaya başlamış olmasıdır.

Bipolar bozukluk hayat boyu süren bir hastalıktır. Eğer tedavi olunmazsa mani ve depresyon atakları tekrarlayabilir. Bu nedenle erken koruma tedavisine başlamak büyük bir avantaj sağlayacaktır.

Bipolar bozuklukta tedavi ile atakların önlenmesi, ataklar arasında geçen sürenin uzaması ve ataklar arası işlevselliğin arttırılması mümkündür. Unutmayalım ki hastalık dönemlerinin sayısı arttıkça, daha uzun sürme ve kronikleşme özelliği kazanabilir.

Depresyon bir “akıl hastalığı” değil, en az iki hafta boyunca kişinin yoğun bir biçimde çökkün ve isteksiz hissetmesini sağlayan bir duygu durum bozukluğudur.

Hastaya bu sürecin tedavi edilebilir olduğunu ve zamanla düzelebilecek bir rahatsızlık olduğunu anlatmak çok önemlidir. Sakinliği korumak ve bu durumun yaşanılabilir bir süreç olduğunu hatırlatmak gerekmektedir. Süreci “olağanlaştırmak” ve tedavi sonrasında bu hastalığı hiç yaşamamış birinden daha farklı bir yaşamının olmayacağını kişiye belirtmek faydalı olacaktır.

Psikoeğitim gibi hastalık hakkında bilgi sahibi olmayı amaçlayan faaliyetlere katılmak ve başka depresyon hastalarının da bulunduğu destek gruplarına dahil olmak yalnız olunmadığını bilmek adına büyük önem taşımaktadır.

Depresyonda olan kişiler güçlü olmak zorunda değildir. Yalnızca başa çıkabilme yollarını keşfetmesine yardımcı olun.

Bipolar bozukluk tedavisindeki önemli bir aşama kişinin hastalığının farkında olması ve bunu kabul etmesidir. Hastaların bir kısmına duygu durumları dengelendikten sonra hastalığın kontrol altında alındığından ziyade kaybolduğuna inanmak cazip gelir ve ilacı bırakmak isteyebilirler.

Bipolar bozukluk ataklar ile seyreden bir hastalıktır. Bazen hastalar ilaç dozlarını kendi başlarına azaltırlar ve bir süre atak yaşamayabilirler. Böyle bir durum hastaya artık tamamen iyileştiğini düşündürebilir ve ilaçlarını kesme konusunda cesaretlendirebilir.

Koşullar ne olursa olsun, ilaç bırakma kararının hastanın takibini yapan doktoruyla birlikte alınması önemlidir. Bu sayede hasta doktoru tarafından ilaçları bırakmanın getireceği riskler hakkında tekrar bilgilendirilmiş olur ve tedavinin devamı konusunda ikna edilmeleri mümkün olabilir.

İntiharla ilgili her düşünce, konuşma veya davranış dikkate alınmalıdır, durumu “dikkat çekmeye çalışmak” şeklinde değerlendirmeyin.

Eğer hasta intihar düşünceleri olduğunu belirtiyor veya siz böyle bir risk olduğunu düşünüyorsanız ilk yapılması gereken şey hastanın acil olarak bir psikiyatri merkezine veya acil servise götürülmesidir.

Krizi tek başınıza çözmeye çalışmayın, gerekirse yakınlarınızdan yardım isteyin. Hasta direnecek olursa ikna için her yöntemi deneyin, güçlü ve kararlı olun. İlaç, kesici delici alet, silah veya kendisine zarar verebileceği her türlü cismi ortamdan uzaklaştırın.

İntiharla ilgili her düşünce, konuşma veya davranış dikkate alınmalıdır, durumu “dikkat çekmeye çalışmak” şeklinde değerlendirmeyin. Yardım önerin, dinlemek istediğinizi söyleyin. Sizin için önemini kendisine anlatın, intihar düşüncelerinin tedavi edilebilir olan hastalığının belirtileri olduğunu hatırlatın.